Müslüman refleksif olamaz / Mustafa Karakaş

İslam Dünyası Batı karşısında gerilemeye başlayınca pek çok meselede olduğu gibi seçimler konusunda da kafa karışıklığı yaşadı.

Neredeyse her konuda refleksif davrandık.

Örneğin televizyon...

Onlar bize televizyonla vurunca, eve televizyon almayalım dili ile direniyorduk. Şüphesiz bu da bir direnme tarzı idi. Lakin bu direnme tarzı ancak küçük toplulukları ayakta tutar ve bu topluluklar zaman içerisinde marjinalleşir. Nitekim hep öyle oldu.

Oysa ne yapılmalıydı?

Batı emperyalizminin kültürel saldırısı eve televizyon almamakla geçiştirilemedi. Yapılması gereken belliydi. Bizim de bir televizyon kanalımız olmalıydı.

Laikçi kanat eğitim seferberliği deyince(ki Anadolu irfanı bu seferberliğin kastını elbette anlıyordu) biz yeniden refleksif davranıyorduk. Zinhar okula gitmeye gerek yok demeye başladık. Sonra ne mi oldu. Küçük bir azınlığın kurduğu devlet eğitim eli ile bir bürokratik oligarşiye dönüştü. Sistem eğitim yolu ile kendi vatandaş türünü üretti.

Seçimler konusunda da kafa karışıklığı yaşadık. Şüphesiz bunda tercüme hareketlerinin etkisi çoktu. Evet Mısır’da, Suriye’de, Suudi Arabistan’da adil bir seçim sistemi olmadığı için oradaki Müslümanların seçimlere ilgisiz kalması anlaşılır bir durumdur. Sonuçta seçim olsa ne olacak ki. Saddam yüzde 99 oyla seçilmeyecek mi?

Elbette Arap/İslam coğrafyasının dinamikleri ile Türkiye’nin dinamikleri bir değildi. Ama sanırım okuduğumuz kitapların etkisi ile bir müddet aynı dinamikler sandık.

Müslümanlara siyasal bilinç katma noktasında merhum Erbakan’ın katkısı çok çok büyüktür. Elbette Türkiye de şimdiki gibi Müslümanların rahat oy kullanabildiği bir ülke değildi. Erbakan bu günlere gelinebilmesi için 4 partisini kurban vermek zorunda kalmadı mı?

Şüphesiz birileri mezkur durumu sisteme entegrasyon olarak okuyor. Ve çok çarpık bir okuma biçimi... Her çeşit vergiyi veren, askere giden kısaca sistemi iliklerine kadar hisseden vatandaş mevzu oy kullanmak olunca birden celalleniyor. Ve ilginçtir oligarşik sistem bu cellallenmeyi hiçbir zaman cezalandırmadı. Oysa sistemi geriletebileceğiniz tek alan siyasettir.

Sizce de ilginç değil midir, sistemin, “oy kullanmak küfürdür” diyen çizgiye tanıdığı müthiş tolerans. Hele hele 28 Şubat sürecinde sudan sebeplerle dindarlar gözaltına alınırken bu zümre herhangi bir baskı görmedi. Laik tekfirciler merhum Erbakan’ı başbakanlık koltuğundan ederken, tevilci tekfirciler de merhuma “kafir” deme rahatlığındaydı. “Erbakan (haşa) neden kafir” diye sorsanız “çünkü Müslümanları Kemalist sisteme entegre ediyor” diyorlardı. Gariptir Kemalist sistem Müslümanları kendisine entegre eden! Merhuma karşı son derece saldırgan iken bu tevilci tekfirci kafaya en ufak bir fiske bile vurmadı. Yoksa bu sistemin başında aptallar mı vardı- ki dostu ile düşmanını ayırt edemiyor olsun” Oysa Kur’an’ı yanlış anlayanların Erbakan’ı doğru anlaması ne derece mümkündü ki!

Hülasa hem Seküler/laikçi adamlar hem tevilci adamlar dindarlara “Sen iyi bir dindarsın senin seçim gibi bir pisliğe bulaşmaman gerek” diyor.

İlginç bir ortak dil!

foto
Yazar: KONUK YAZAR