Can ve beden sadakasını vermeyi unutmayın!
İnsan bedeninin zekâtı kabul edilen fitre ibadeti hakkında değerlendirmelerde bulunan Vaiz Kemal Kahraman, Fıtır sadakasının insan fıtratındaki yardımlaşma ve dayanışma duygusunu ortaya çıkardığını söyledi.
Can ve beden sadakasını vermeyi unutmayın!

Fıtır sözlükte “orucu açmak”, fitre de “yaratılış” anlamına gelir. Buna "Fıtır sadakası" denir ki, fıtrat sadakası, yani sevap için verilen yaratılış atiyyesi demektir. Dini bir terim olarak şöyle tanımlanır: Ramazan Bayramı'na yetişen ve temel ihtiyaçlarının dışında belli bir miktar mala sahip olan Müslümanların kendileri ve velâyetleri altındaki kişiler için yerine getirmekle yükümlü bulundukları mali bir ibadettir.

Fıtır sadakası bir yardımlaşma olup, orucun kabulüne, ölüm sırasındaki sıkıntılardan ve kabir azabından kurtuluşa bir vesiledir. Yoksulların ihtiyaçlarını gidermeye ve onların da bayram sevincine katılmalarına bir yardımdır.

Fitre miktarı kaç TL?

Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı Din İşleri Yüksek Kurulu, bu yılki fitreyi belirlerken bir kişinin asgari geçim tutarını hesapladı. Buna göre 2019 yılı fitre tutarı 23 TL olarak belirlendi.

Belirlenen bu miktarın, "asgari miktar" olduğu, fıtır sadakasında verilecek miktar konusunda bir üst sınır bulunmadığı ifade edildi.

Hanefîlere göre fitre sadakası ile yükümlü sayılmak için, kişinin Ramazan Bayramı'nın birinci günü, temel ihtiyaçları dışında nisap miktarı mala sahip olması gerekir.

Şafii, Maliki ve Hanbelî mezheplerine göre ise fıtır sadakasının vücûbu için zenginlik ölçüsü olan nisaba malik olmak şart değildir. Temel ihtiyaçlarının dışında, bayram gün ve gecesinde yetecek kadar azığa sahip olmak yeterlidir.

Fıtır sadakası, Müslüman olan her erkek, kız, yetişkin ve çocuğa vaciptir.

Mardin Kızıltepe İlçe Vaizi Kemal Kahraman, İLKHA muhabirlerinin, halk arasında fitre denilen sadaka-i fıtır konusundaki sorularını yanıtladı.

“Fıtır sadakası zekâttan önce vacip kılındı”

Fıtır sadakasının vacip olduğunun hadislerle sabit olduğuna dikkat çeken Kahraman, şunları söyledi:

“Fıtır sadakası, Peygamber Efendimiz (Salallahu Aleyhi Vesellem) Medine’ye hicret ettiği ikinci yılında şaban ayında zekâttan önce vacip kılınan bir ibadettir. Fıtır sadakasından sonra zekât farz oldu. Halk arasında fitre olarak biliniyor ama fıtır sadakasıdır. Bu aynı zamanda bir sadakadır. Sadaka sadakattan geliyor. Bu da müminlerin Allah’a olan bağlılığını ve sadakatin göstergesi olarak fıtır sadakasını verir. İbni Abbas’ın rivayet ettiği bir hadiste, Allah Resulü (Aleyhissalatu Vesselam) şöyle buyuruyor: ‘Fitre, kişilerin ramazan ayında sarf etmiş olduğu yanlış ve gereksiz sözlerden veya günahlardan arınmasına, ihtiyaç sahiplerinin de gıda ihtiyaçlarının giderilmesine yönelik olarak vacip kılınmış bir ibadettir.’ dedi.

Fıtır sadakası ne zaman verilmelidir?

Fıtır sadakasının sadece ramazan ayı içerisinde verilebildiğine dikkat çeken Kahraman, ancak unutulmuş ise kişinin aklına geldiği gibi vermesi gerektiğini ifade etti.

Kahraman, Fıtır sadakası, ecri sadıkla vacip olunan ramazanın başından sonuna kadar verilebilen bir sadakadır. Fıtır sadakası kişinin varlığının bir zekâtıdır. Onun için erkek, kadın, çocuk, köle fark etmiyor herkesin fıtır sadakasını vermesi gerekir. Şayet kişi ramazanda vermesini unutmuşsa ramazan sonra da akılına geldiği gibi hemen vermesi gerekiyor.” diye konuştu.

Fitre hangi mallardan ne kadar verilir?

Peygamber Efendimizin döneminde buğday arpa ve kuru üzüm gibi gıdalardan fıtır sadakasının verildiğini belirten Kahraman, “O dönemde fıtır sakasını bu tür gıdalardan değişik ölçeklerle birlikte birer say yani ortalama 3 kiloya yakın veriliyordu. Fıtır sadakası olarak verilen bu gıdaların o dönemdeki ekonomik şartları ve insanların tükettiği gıdaları gösteriyor. Buda gösteriyor ki; bugün örneğin pirinç gibi başka gıdalar da verilebilir. O zaman o tür gıdalar tüketilirken bugün ise pirinç ve diğer bazı gıda çeşitleri tüketiliyor. Fıtır sadaksı ayni olarak verildiği gibi nakdi olarak yani para olarak ta verilebilir. Fıtır sadakasının ölçüsü, miktarı orta halli bir aile ferdinin günlük olarak tükettiği miktardır. Ama bu ülkenin refah ve ekonomik seviyesine göre değişir. Yani fıtır sadakası, bir kişinin günlük ihtiyacını karşılayacak ölçüde olması gerekir. Bu ölçü çok önemlidir. Zekât kimlere verilebiliyorsa fıtır sadakası da onlara verilebilir. Kur’an-ı Kerim’de zekâtın verilebileceği 8 sınıftan bahsediliyor. Fakirler, miskinler, yolda kalanlar, borçlu olanlar, Allah yolunda cihat edenler ve buna benzer kişilere verilebilir.” dedi.

Fitre kimlere verilir

Fıtır sadakasının, kişinin bakmakla yükümlü annesine, babasına ve çocuklarına verilemeyeceğine dikkat çeken Kahraman, fitrenin ayni ve nakdi olarak verilebileceğini söyledi.

Kahraman, “Diyanet İşleri Başkanlığının belirlediği fitre miktarı 23 TL’dir. Para olarak verecek Müslümanlar, bu rakam üzerinden verecekler. Buda asgari miktardır, bunun azamisi yoktur. Kişi imkânları ölçüsünde dilediği kadar da fazla verebilir.” dedi.

“Fakirlerimiz bizlere emanettir”

Ramazan ayının yardımlaşma ve dayanışma ayı olduğunu hatırlatan Kahraman, özellikle yardıma muhtaç ailelerin gözetilmesi gerektiğini söyledi.

Kahraman, “Fakirlerimiz bizlere emanettir. Bizler emanetimize sahip çıkmamız gerekiyor. Müslümanların toplumun dezavantajlı grubu olarak dediğimiz fakir, miskin ve yetimleri görmesi gerekir. Ramazan ayında fitrelerimizi verirken, bizlere de yardımlaşma ve dayanışma duygusunu kazandırır. Biz bu yardımlaşma duygusu bütün yıla yayarız.” dedi.

“Zekâtımızı 12 aya yaymamız lazım”

Zekât konusuna da değinen Kahraman, son olarak şunları söyledi:  

“Zekâtı 12 aya yaymamız lazım. Eğer zekât ramazan ayına denk gelmişse elbette ramazan ayında verilecek. Ama zekât vermenin zamanı gelmişse bunu ramazana kadar geciktirip ramazanda vermesi doğru değildir. Ne zaman vakti gelmişse ve hangi ayda ise o ayda verilir. Bu husus çok önemlidir. Çünkü sadece ramazan ayında değil, diğer aylarda da fakirlerin paraya, gıdaya, giyime ihtiyaçları vardır. Her şeyi ramazan ayında verip geri kalan 11 ayda fakir, miskin ve yetim kardeşlerimizi mahrum bırakmak doğru değildir. Çünkü bunlar bizlere emanettir. Peygamber Efendimiz (Salallahu Aleyhi Vesellem) bir hadisi şerifte; ‘Emanete sahip çıkmayanın, emaneti olmayanın imanı yoktur.’ diye buyuruyor. Bu konuya dikkat etmemiz gerekiyor. Özelikle imkânı olan Müslümanların daha çok duyarlı olmaları gerekiyor. Fitre ve zekât konusunda Allah-u Teâlâ’nın kendilerine bahşettiği nimeti Müslümanlardan esirgememesi gerekiyor. Fitre ve zekât, mutlaka layık olan kişilere ve gerekli yerlere verilmesi gerekir. Bazı vatandaşlar, ‘cami-okul gibi yerlere verilebilir mi?’ diye soruluyor ama kişilere veriniz. Ya da eliyle kişilere verecek emin olduğunuz kurumlara onları vekil kılarak verebilirsiniz.” (M. Salih Keskin, Mehmet Aslan – İLKHA)



Kategori: Güncel