Advert
'Yargının kendisi yargıdan şikâyetçi'
Yargıtayın HÜDA PAR yetkililerine verdiği mahkumiyet kararını değerlendiren HÜDA PAR Genel Başkan Vekili Yapıcıoğlu, yargının kendisinin yargıdan şikâyetçi olduğuna dikkat çekerek ülkenin ciddi bir yargı sorununun olduğunu belirtti.
'Yargının kendisi yargıdan şikâyetçi'

FETÖ'nün polis ve yargı mensuplarının, HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcıları Sait Şahin, M. Bahattin Temel ve Gazeteci Fikret Gültekin'e hazırladığı kumpas dosyasının Yargıtay 16'ncı Dairesi tarafından onaylanması kamuoyunun gündeminde yerini koruyor.

Yargıtay'ın skandal kararını katıldığı özel bir televizyon programında değerlendiren HÜDA PAR Genel Başkan Vekili Zekeriya Yapıcıoğlu, birilerinin eline geçirdiği yargı yetkisini bir silah gibi kullanıp masum insanları cezalandırdığını söyledi.

Cezaları Yargıtay tarafından onaylanan Temel, Şahin ve Gültekin'in bir yıllık fiziki ve teknik takip ile aleyhlerine bir delilin bulunmadığını dile getiren Yapıcıoğlu, mağdurların gözaltında olduğu bir vakitte polis olduğu düşünülenlerce mail atıldığını ve kumpas dosyanın bu mail üzerine kurgulandığını ifade etti.

Pensilvalya'dan kumanda edilen yargının ölümcül sonuçlara yol açtığının altını çizen Yapıcıoğlu, "Geçen gün yargının sorunlarıyla ilgili Ankara'da bir toplantı yapıldı. Adalet Bakanı, Yargıtay, Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Barolar Birliği Başkanları ve Adalet Bakanlığı yüksek bürokratları, nasıl bir yargı diye toplandılar. Yargının kendisi yargıdan şikâyetçi. Mesela Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan toplantıda, 'uzaktan kumandalı yargının ölümcül sonuçlara yol açtığını' söyledi. Evet, Pensilvalya'dan kumanda edilen yargı, ölümcül sonuçlara yol açtı. Ama bu ölümcül sonuçlar sadece Ergenekon sanıkları için mi? İşte bak ölümcül başka sonuçlar da var.  Eğer adalet sistemi kendisinden bu kadar şikâyet ediyorsa, Adalet Bakanı, savunma makamı barolar, avukatlar ve vatandaşlar şikâyetçiyse 'Nereye gidiyoruz' diye kendimize sormamız gerekmiyor mu?" dedi.

"Herkes o zulümlerin sona ermesini beklerken o halkalara bir yenisi eklendi"

Herkesin 28 Şubat ve FETÖ yargısının zulümlerinin sona ermesini beklerken yeni mağduriyetlerin oluştuğunu sözlerine ekleyen Yapıcıoğlu, "FETÖ'cüler ile 28 Şubat'ın brifingli yargısı tarafından cezalandırılan 500'e yakın insan cezaevinde çürümeye terk edilmiş ve 20 yılı aşkın süredir cezaevindedirler. Bunu Cumhurbaşkanı darbe girişiminden birkaç ay sonra mesleğe yeni giren savcıların kura çekme töreninde dile getirdi. Cumhurbaşkanı 'Ne yazık ki 5 yıl, 10 yıl, 15 yıl hapishanelerde çürüyen vatandaşlarımız var. Bunlar oldu. Şimdi bunların düzeltilme fırsatını yakaladık. İşte bunu iyi değerlendirmemiz lazım. Öyle olaylar vardır ki şer zannedersiniz onda hayır vardır. Öyleleri de vardır ki hayır zannedersiniz onda şer vardır. İşte 15 Temmuz bize böyle bir imkânı lütfetti.' demişti. Bu sözlerin üzerinden 2 yıldan fazla zaman geçti. Herkes o zulümlerin sona ermesini beklerken o halkalara bir yenisi eklendi. Yarın bir başkasının eklenmeyeceğini kimse garanti edemez." ifadelerini kullandı.

 "Adaletin hiçbir şeye asla feda edilmemesi gerektiğini herkesin bilmesi gerekir"

Son olarak yargı sorununun çözülmesi konusunda önerilerde bulunan Yapıcıoğlu, "Hâkimin ideolojisinden bir kere bağımsız olması lazım. Anayasa değişikliğinde değişen maddelerden biri de yargının bağımsızlığı ile ilgilidir. Yargının bağımsız ve tarafsız olması gerekiyor. Yani yargının siyasi otoriteden bağımsız olması yetmiyor, yargıcın kendi ideolojik ve siyasi görüşünden de bağımsız olması gerekiyor. Mahkemeye cübbe giyerek kürsüye çıkan hâkim, karşısındaki kişinin görüşüne göre bazen böyle, bazen öyle davranmaması gerekiyor. Şimdi hâkim çıkıyor, FETÖ'cü savcı dosyayı hazırlıyorsa, FETÖ'cü hâkim ceza veriyorsa bu karar adil değildir. Kim hakkında? Bana yakın kişi hakkında. Ama aynı nitelikle aynı şahısların hazırladığı bir dosyada başka birisi mağdur olmuşsa 'oh olmuş böyle devam etsin' mi diyeceğiz? Yani karşıdaki kişi kim olursa olsun, sizin can düşmanınız olsun, kanlınız olsun, siz adil yargılamak zorundasınız, adalete uygun kararlar vermek zorundasınız. Eğer bu yanlış kararların canını acıttığı kişi çok nüfuslu biri değilse, basında sesi çok fazla çıkmıyorsa, sosyal mevkii çok yüksek değilse ya da siyasi düşüncesi şu değil de, bu şekildeyse ya da falanca etnik guruba mensupsa o zaman, 'bir şey olmaz biz buna göz kapatabiliriz' diyemezsiniz. Bir tek kişinin zulüm altında olması arşı titretir, mülkü sarsar. Bir tek saat adaletle hükmetmek bin yıllık nafile ibadetten hayırlıdır. Adaletin hiçbir şeye asla feda edilmemesi gerektiğini herkesin bilmesi gerekir." şeklinde konuştu. (Ramazan Casuk-İLKHA)

Kategori: Güncel